Leylek

Bu şakacık babamdan:

Zamanında adamın biri midesinden rahatsızlanmış. Köy yerinde yemediği ot, kaynatmadığı kök kalmamış ama derdine deva bulamamış. Filan yerde nefesi kuvvetli bir hoca varmış, ona git demişler, seni bu dertten kurtarırsa o adam kurtarır.

Adamcağız ahlaya puflaya hocaya varmış, derdini anlatmış. "Kolay" demiş hoca iyi ederiz. Dediklerimi iyice dinle: "Şimdi sana bir muska yazıyorum. Yarın sabah bu muskayı suda eriteceksin. Sonra bu suyu beşe böleceksin. Her namazdan önce birini içeceksin. Yatsı namazından sonra uyuyacaksın. Sabaha hiç bir şeyin kalmayacak."

Hoca muskasını yazmış adamcağıza vermiş. Tabii hallice bir parasını da almayı ihmal etmemiş

Adam hocanın verdiği umutla bir taraftan sevinirken, bir taraftanda hocaya kaptırdığı paracıklar boşa mı gitti diye hayıflanıyormuş. Kendini tutamamış: "Beni iyi etsin de helal hoş olsun hoca..Ama bir işe yaramazsa iki elim yakandadır bilmiş ol" demiş

Hoca bakmış ki çetin cevize çattı "Yok merak etme yarın sabaha çakı gibi olursun" diyebilmiş. Ama içine de bir telaş düşmüş hani.

Hoca adamı kapıya kadar geçirmiş, adam tam kapıdan çıkarken "Hah, az daha unutuyordum" demiş hoca. Yarın bütün bu işleri yaparken aklına "leyleği" getirmeyeceksin ona göre. Yoksa hiç bir işe yaramaz"